Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
DENİZ FENERİ
Uzak Ülkelere giderler, Bırakır ve dönerler götürdüklerini.
Bütün limanlarda bir şey bırakırlar, denizciler yüreklerinden.
Her rıhtımda yeniden doğmaktır, Ölüme yolculuktur her limandan.
Deniz Fenerini arar pencereden bakan bütün gözler.
Geceleri mutluluğun tarifidir, kıyıdaki fenerler
Küçük yumuk gözleriyle göz kırpar, el sallarlar, El oldunuz denizlerden.
Deniz Feneri karada bekleyen umuttur.
Ölümcül sularda, sevgilinin yüzünü görmek gibidir,
Sevip okşamaktır, üstünüzden geçen dev dalgaları bile,
Deniz Feneri bir umuttur ölümün girdabında,
Bir *** kucağıdır denizlerin tuzlu sularında.
Ananın Avradın gülüşüdür sımsıcak,
Çocukların baba demesidir, kucağına sıçrayarak.
Sevginin bir güzel gülüşüdür ve ateşli bir busedir sımsıcak.
Ağustosta ulu ağaç gölgesinde uykudur, deliksiz.
Cennetsi bir dünyada meleklerle olmaktır,
Ve yanaklarında sevgilinin öpücüklerini bulmaktır.
Soygunu, vurgunu tahayyül bile etmeden.
Bir rıhtımda denizden gelecekleri beklerken,
Deniz feneri boşalttılar, TAYYİP’in gemiciklerinde.
Ampul, ampul dağıttılar Memleketin her yerine.
Sembol oluverdi malum partilerine.
Aydınlatacak diye taktığımız bütün ampullerden ışık yerine kara bir duman çıktı,
Kapkara bir duman.
Ve öyle bir çöktü ki Memleketin üzerine,
Kurt, kuzu belli değil.
Kimin eli kimin cebinde.
Bir talandır gidiyor Memleketin her yerinde.
Beklediğimiz gemilerden zulmün bekçileri indiler,
Ellerinde koskoca fenerleriyle,
Ve Çankaya’yı işaret ettiler elleriyle.
Nöron boynunu uzattı doğu treni’nden, yanındaki korkunç askerleriyle,
Değiştirdi bütün yasaları, firavun yazması el kitabından,
Bush’un ve obama’nın emirleriyle,
Soygun, talan, Açlık, sefalet ve korku saldılar, sırça köşklerinden.
Biz umudu bekliyorduk,
Umutsuzluk çıktı Deniz Fenerinden.
Hüseyin KABADAYI
21 Nisan 2009